Tuesday, March 11, 2014

Eylem demiştim ?

Yaklaşık 3-4 gün önce 8 Mart Eylemim demiştim. Biraz geç oldu ve açıklama zamanı geldi. İnsanları algılamak ve vücudu arındırmak için vejeteryan olmaya karar verdim. Ve sadece 20 günlüğüne olacağım.

Bunun sebeplerine göz atarsak;

1-) İlk başta insanları anlamayı temel yasa olarak kabul ediyorum. Sokakta ne yerler ne içerler nasıl davranırlar mideleri ne durumda ? Bu çok garip bir duygu

2-) Çok etçil bir insanım. Hemen hemen her gün et yiyorum. Bunu azaltıp vücudu arındırmak istiyorum

3-) 20 gün boyunca edineceğim deneyimleri çok merak ediyorum

4-) Tek başıma bir eylem ilk defa yapıyorum

5-) Ne yemem gerektiğini kendi beynimden hesaplamayı seviyorum :)

Kısa keseceğim. Eylemim 28 Mart'ta sona erecek. Asıl planım her gün foto çekmekti. Şu 3 günde aç kalma korkusuyla hep aburcubur tükettim bilginize..

Sunday, March 2, 2014

8 Mart Eylemim

Evet doğru ! 8 Mart'ta ufak çaplı bir eyleme girişeceğim. Bu eylem tamamilen empati ve saygı üzerine kurulu olacak. Tam tamına 20 gün sürecek ! Neden mi ? Çünkü 28 Mart doğum günüm :) Değişik bir deneyim yaşamak istiyorum. Deney raporlarımı günü gününe bu blogtan aktarmaya çalışacağım.

Günümüzde bir çok konuda empati yapmaya ihtiyacımız var. Ben sağda solda '' Empati pls '' diyorum. E diyorum okey de ben ne kadar yapıyorum ??? Gözlemlerim sonucunda bir olgu yaratıyorum ve Role Play Game ( RPG) gibi onu içinde yaşayarak, sorgulayarak kendi değerlerimi çıkartıyorum. Ufaktan anlamaya çalışıyorum. Ama öyle şeyler var ki okuyarak, gözlemleyerek FELSEFESİNİ anlamak pek mümkün gözükmüyor. Yani onu bir yere kadar yapabiliyorsunuz. Önemli olan onu ''Yaşayıp Hissedebilmektir ! ''. diye düşünüyorum hayırlısı bakalım :)

Neden mi 8 Mart ?

1-) İlk başta eylemi 30 gün yapmayı planladım. Açıkçası gözüm hiç yemedi. 20 gün idealdir dedim.

2-) Üstteki maddeyle birleştirirsek 8'in üstüne 20 eklersek 28 Mart yani doğum günüme denk gelecek güzel bir denklem oluyor :)

3-) Kadınları biraz daha iyi anlayabilmek için. Gerçekten ! Anlayamadığım bir çok şey var belki bununla birlikte biraz üstesinden gelebilirim :)

Sanırım şimdilik bu kadar güncellemelerim devam edecektir.

Geri Dönüş

Bayağı bir süre boyunca ortadan kaybolmuştum, şimdi ise ufak bir geri dönüş yapıyorum. Yazılması gerekenler konuşulması gerekenler hepisi bayağı bir birikim oldu :) Bunları günler içerisinde yayınlayacağım. Pilal den tutun da bir çok şeye kadar değineceğim. Şahsi fikirlerimi sunacağım.

Veeee yakında görsel çalışmalara başlayacağım. Fotoğraf çekme yeteneğim 0 dan biraz fazla olduğundan her türlü olumsuz eleştiriye kapalı olacağım :) Bırakın da işimizi yapalım :P Sonra birileri gelip F.M.K vakası yaşattırabilir aman aman..

Friday, February 7, 2014

Sorulması Gerekenler-1

Bu bölümümde bunlar bunu nasıl öğrendi nereden biliyor gibi sorular soracağım. Yanıtlarını kendiniz verip çelişkiye düşebilirsiniz.

1.) Siteleri yasaklıyorsunuz güzel. Pek siz o siteleri nasıl buluyorsunuz ? İçeriğine bakıyor musunuz? Bakıyorsanız buna hangi psikolojiyle bakıyorsunuz ? Yani evliyseniz nasıl olacak ?

2.) Milletvekili gerçekten nedir ? Bizim seçtiğimiz adamlar mı yoksa partinin bizim önümüze sunduğu adamlar mı ?

3.) Daha kendi dilimizi adam akıllı konuşamazken nedir bu yabancı dil sevdası ? Düzeltilmesi gereken biz miyiz yoksa sistem mi ?

4.) Aileler neden çocuklarının geç saatte dışarıda olmasını istemez ? Yoksa onlar gençliklerini rahat yaşayamadı mı ? Hıı ?

5.) Neden mizah ?

6.) Televizyon izlerken neden bir şeyler yeriz ? Yani niye meyve yenir ? Neden mangal yapılmaz da çekirdek çitlenir ?

7.) Sitelere yasaklayan, pornoları bulan ekip bunları incelerken ereksiyon geçiriyor mu ? Geçiriyorsa günah falan olmuyor mu ? Onlara bişi yapılmıyor mu ? Daha çarpıcı olalım orada bağyan çalışıyor mu ?

8.) Babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi ? (reklam aldım parayı kırıyom xd)

9.) Türkiye'de metal müzik neden satanist müziğidir? Satanistlerin bir müziklerinin olmadığını biliyor muydunuz ? Yani Ezanları falan yok..

10.) Neden çok sık yalan söyleriz ?

Süreniz yaşayacağınız vakit kadardır. Yani koca bir ömürdür. Puanlama sistemine gelince her soru 10 puandır. Sınıfı geçme puanı 0'dır. Başarılar dilerim.

Ön Yargı 2

Güzel bir gece geçireceğimizi umuyorum. Şu an hava hafif soğuk ama ev sıcacık. Kıyafetlerimi çıkardığım gibi koltuğa attım. Annemin ya da babamın gelip beni azarlamasını bekliyorum. Çıkardığım eşofmanı bile yerden kaldırmadığım için bu gayet doğal bir şeymiş gibi gelebilir. Gelebilir diyorum ki siz acaba ''Gelemez mi lan'' deyin diye. Gelir efendim gelir.

İlk yazımızda (artık hangi ilk yazısıysa) ön yargı hakkındaki düşüncelerimi yazdım. Diğer yazılarım kadar pek uzun değil okuyabilirsiniz. Araya ufak bir süre koydum ve bu süre zarfında yazdıklarımı denemeye başladım. Genellikle doğru çıkıyor. Aynı zamanda bir kaç ortamda tartışma imkanım da oldu çok da iyi oldu.

Konuya geçmeden önce söyleyeyim bu yazıları yazmadan önce derin bir araştırma içerisine girmiyorum. İşin ne psikolojik ne para psikolojik ne de dolar psikolojik felsefik yönünü biliyorum. Sadece beynimi çalıştırıyorum, empati yapmaya çalışıyorum ve günlük yaşamda yani metrobüste, otobüste, trende, arabada, metroda, uçakta, deniz otobüsünde, takside gördüğüm insanların bir yansımasını birey olarak görüp, bu bireyin davranışlarını sizlere anlatıyorum.

Ön yargı için konuşmaya devam edersek, çözüm basit gibi duruyor.

Anahtar cümlelerimiz; Empati yapmak, Vaar olan eski düşüncemizi kenara bırakmak, Yeniliklere açık olmak, Karşındakini dinlemek

Bunları yaparsanız, ön yargınızı kırarsınız. Çok saçma olan düşüncelere değer verirseniz, onları benimserseniz, çıkış yolunu bulabilirsiniz. Her yazılan kelime ve düşünce değerlidir. Bunu felsefe olarak belirlemeniz gerekiyor. ''Abi bu çok saçma boşver'' dememek lazım. O saçma olan şeyin dibine kadar gireceksiniz, çözümleyeceksiniz ki bir yargı üretesiniz.

Geçmişte bir çok deneyim kazanıyoruz. Bu deneyimlerimizi de doğal olarak hayata uyguluyoruz. Hayatta darbe yememek için kullanıyoruz. Lakin bunu yaparken de yeniliklere kapatabiliyoruz. Farklı düşüncelere kapatabiliyoruz. Kendi yargılarımızı oluşturuyoruz. Bu yargılarımızı bir çok değerden üstün tutuyoruz. Yapmayın bunu... Bütün düşünceler özgürdür, serbestttir. En saçma düşüncelerin bile değeri vardır. O değeri ona verirseniz, sizinki de değerlenir... Esen kalın.

Yazımı kısa tuttum. Uzattıkça uzatılırdı da kısa olsun bizim olsun.

Friday, January 31, 2014

Ön Yargı Nedir ?

Yazının amacı kendimizi sorgulamaktır.

What is the ön yargı ? This is a pencil.

Tabiki de pencil değil şaka yapıyorum...

Ön yargının ne olup olmadığını hepimiz biliyoruz. Önceden kafamızda oluşturduğumuz Norm biçimidir yargı. Kesin bilgi olması burada önemli yer tutar. Bence, ''Bu kesin böyledir'' demiyorsak, bu ön yargıya girmez. Kişi hakkındaki düşüncelerimizdir. Ya da nesne ya da olay hakkındaki düşüncelerimizdir bunlar. Ön yargı oluşması için dediğim gibi ''Kesinlik'' ifadecesi belirtip, tonlamayı o biçim yapmamız gerekmektedir. Böylelikle amacımıza ulaşmış oluruz.

Şincik ön bilgiyi de verdikten sonra gelelim detaylara ve kendimizi nasıl sorgulayabileceğimize. Gerçi sorgulama kısmı size çok saçma gelecektir. Çünkü bunu yapmıyorsunuz.

Ön yargı nasıl oluşur ? Kişiler böyle bazen bilgili görünmek isteyebilirler. Kendilerini cix ortamlarda öne çıkartmak için ''Ben çok,en iyi ben bilirim'' moduna girebilirler. Bu ortamın illa cix olması gerekmiyor. Otobüste giderken de böyle olabilirler. Bunun dışında geçmişte yaşanmış tek bir deneyim ön yargıyı oluşturmak için yeterli bir materyaldir. Hayatınızda sadece bir tek örnek yaşamışsanız, benzer bir örnek sizin için birinci bir örnektir. Bunu aşmak gerekiyor tabi. Hayat böyle bir şey değil. Eğer olsaydı zaten şu şöyledir akıllı olun diye her yere yazarlardı... Başka başka ne vardı heh ön yargının oluşması için sizin kendinizi yüksekte görmenin dışında şunlardan en az birini yaşamış ya da yaşıyor olmanız gerekmektedir: toplumdan dışlanma (dış dış ! ), eziklik duygusu, ezilme duygusu, alçaklık duygusu, fakirlik duygusu, zenginlik duygusu, kibirli davranışlar, ezmenin qeyfini yaşama duygusu. Aynen öyle bunları yoğun olarak yaşıyorsanız ya da yaşamış iseniz, bazı konularda ön yargınız olduğu kesindir. Arayın bulun.

Ön yargı zararlı mıdır?

Bence zararlıdır. Ön yargınız, yaşanmış bir olaya, gördüğünüz bir kişiye direkt olarak hüküm verip, onun üzerinden kesin yargılarla konuşmanızı sağlar. Bir şeye körü körüne inanıp onun değişemeyeceğine inanmak gibi bir şeydir bu. Evet, ikinci defa düşündüm zararlıymış.

Alternatifi ?

İlk olarak ağzımızı tutmak gerekiyor. Böylece ön yargılı olup olmadığımız hiç bir şekilde anlaşılmayacaktır ;) İkincil olarak, yargı olarak değil de ''düşüncem böyledir'' diyerek görüşünüzü bildirebilirsiniz. İşte kilit nokta burada. Karşınıza hemen bir anti tez gelebilir. Gelmesi de olası ihtimaller arasındadır. Burada da bir kaç seçeneceğiniz var. Ya kendi argümanınızı savunursunuz ya da İbrahim Tatlıses'e bağlayıp ''Tabi tabi '' deyip geçersiniz. İkinci seçenek sizi daha çok ''dinleyici ve algılayıcı'' modunda gözüktürür ve böylece ''Hmmm bu ön yargısız'' dedirtebilirsiniz.

Konuyu saptırmayı seviyorum.

Dam üstünde un eler tombul tombul memeler. Arkadaş bu şarkıyı kim playliste atar ? Tamam kabulümdür bu akşam İbrahim Tatlıses dinlediğimin... Lakin nedir arkadaş bu ? Mutlu ol yeter'den sonra çalınır mı bu ? Birisi de yorum olarak çok ayıp yazmış :D Daha da güldüm. Bayağı sardı. Yorumları okumanızı tavsiye ederim ahan da link Tıklatınız efendim.

Devam..

Kendi argümanınızı savunma seçeneğine gidersiniz. Burada ya önyargılı olduğunuzu kabul edip ''öyle bir şey olamaz'' deyip pıçak çekeceksiniz ya da adam gibi karşınızdakini dinleyip onunla aynı çizgide giderek düşüncesine karşı kendi tezinizi sunacaksınız. Bunun Türkçesi de  normal bir tartışmadır zaten. İşte siz eğer normal bir tartışmaya giremiyorsanız, probleminiz var demektir.

Doktor Erol Bey Ben Aşık Oldum Doktor Erol Bey Kurtar PHeni xd

Sondaki '' xd '' işi bozsa da kurtulmanın bir kaç yolu var. Öncelikle ''Söz dinleyin''. Başkalarının düşüncelerine değer verin. Mesela birisi size saçınız hakkında yorum yaptığı zaman ''Cahil misin sen ne anlarsın'' demeyin. Nasıl farklı yapabilirim diye sorun. Cevap versin içini döksün. Siz onun dediğini yapmayın ama ''Dinleyin''. Buna ben kendini eğitmek diyorum. Yapacağınız tek şey farklı görüşleri dinleyip,onlara saygı duyup, kendi düşüncenizi ortaya çıkartmaktır. Çok basit değil mi ? Sadece bir an olsun başkalarının düşüncelerine değer verip empati yapın.

Anahtar kelimelerimizi de vereyim hemen, Empati, Saygı, Dinlemek, Eğitmek, Çenemizi kapalı tutmak, Başkalarının görüşlerine saygı duymak. Bunlar anahtar kelimeler arkadaşlar bunları kendinizde uygulayın.

Bunlar başımıza, zamanında her şeye balıklama atladığımızdan ötürü geliyor.. Bunun da tarihi çizelgesini bir ara yazarım ;)

Bu makaleye 1. makale deyelim. İkince makalemizde de çözümleri konuşalım güzel oluyor. İmla hataları yazım hataları kısaca hatalıysam gokberktas@gmail.com a mail atın :)

Haluk Levent Parçaları

İçimi dökmeye başlamadan önce bu adamı çok ama çok kısa bir şekilde inceleyeceğim.

İyi yanları;

Sesi iyi
Sahne duruşu iyi
Eski parçaları tekrar ''rak'' adı altında toplaması
Ve müziklere solo eklemesi
Oldukça çok parça çıkartması
Daha fazla parça çıkartıp, gençlerin gönlünde tath kurması.

Kötü yanları;

Melodiler çalıntı
Sololar çalıntı (bknz: iron maiden)
Kendisinin mafya olması
Kendisinin mafyaya da borcu olması
Pek yakışıklı bulmuyorum
Sololarının tonu bok gibi affedersiniz. 
Kalitesiz ses kaydı

Gece gece iyi sövdüm.